Gökte Cibril’in kanatları yanar…

'Rus uçağı düşürmek nedir arkadaş. Hiç mi umur görmüş insan yok, sizinkilerin etrafında. Rus uçağı düşürürsen, bunun bir bedeli olur'... 'Ne bileyim, mesela gökte Cibril'in kanatları yanar...mesela... O ateş nerelere sıçrar düşün...'

Hayır, öyle derin teolojik ya da Miltonvari şiirsel tartışmalar yapmak değil amacım. İşim de değil zaten. Yukarıdaki sözü eden de, derin entelektüel ve edebi birikime sahip bir diplomattı. Doğru tahmin ettiniz, İranlı bir diplomat.

Hani şu ‘insanın canının bir tane daha… çektiği’, başbakanımız ile cumhurbaşkanımızın ‘talimatı ben verdim’ yarışına girdiği, Rus uçağı düşürdüğümüz günler. Çoğu meslektaşı gibi eğitiminin bir kısmını Moskova’da yapmış eski diplomat ile evinde konuşuyoruz.

Şöyle dedi: ‘Olmasaydı iyiydi ama, tamam, restleştiniz anlarım…Kamuoyuna ‘kabadayı lider’ mesajı verdiniz onu da anlarım, ama yahu Rus uçağı düşürmek nedir arkadaş. Hiç mi umur görmüş insan yok sizinkilerin etrafında. Rus uçağı düşürürsen, bunun bir bedeli olur’…

‘Ne gibi bir bedel mesela’ diye sordum… ‘Ne bileyim, gökte Cibril’in kanatları yanar mesela…O ateş nerelere sıçrar düşün…’

Korkarım, dediği gibi oldu… Gökte Cibril’in kanatları yandı… Ve o ateş ülkenin her metrekaresine düştü… Karlov Suikastı da 15 Temmuz da, o ateşin parçaları belki…

Ama anlaşılan henüz bitmedi.

O ateş ülkeyi içine almaya devam edecek bir süre daha…

ABD Başkanı Trump ve yardımcısı Pence’in yaptırım kararı açıkladıkları saatlerde Erdoğan ve Putin, ‘yakınlaşmamızı kıskanıyorlar’ açıklaması yapıyordu. Hatta Putin, bir yemek davetinden söz ediyordu, ‘etin Rus eti’ olması şartıyla…

Belki mangal partisi de yapar iki lider…Nasıl olsa ateş bol…

Bu kadarla kalacak mı. Hiç sanmam. Erdoğan en son ‘Yaptırımlar biizii yıldıraamaz’ sloganları eşliğinde bir cümle sarf etti.

‘İran’a ambargo uyguladılar, İran battı mı…’

İşte Erdoğan’ın bu sözü hatırlattı bana İranlı diplomatın ‘Cibril’in kanadı yanar’ ifadesini. Nedeni şu; bir süre önce uzun bir görüşme yaptım aynı diplomatla…Doğal olarak ambargoyu sordum. ‘Sen buradayken 1 dolar 3200 Tümendi. Şimdi 8000’ diyerek -artık 10 bini aştı- girdi söze ve ambargonun etkilerini anlattı:

“Çin, ‘tamam senden petrol alırım, ama karşılığında sadece ‘yuan’ öderim” diyor. İran dünyadan ne alacak Çin yuanı ile. Yani Çin, sana ödediğim parayla benden bir şeyler alacaksın, para geri bana dönecek’ diyor.

Rusların ise umurunda bile değil ambargo. Zaten İran’dan petrol ve doğalgaz alacak halleri yok… AB’nin gücü yetmiyor, ABD baskısına karşı direnemiyor. Avrupalı şirketler ülkeden çekiliyor.” ‘Yani?’… ‘Yanisi şu, İran’ın nükleer anlaşmada kalması dışında seçenek yok…’

Petrol ve doğalgaz zengini İran’ın elinde bile başka seçenek yoksa…

Erdoğan’ın aslında Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun vahametini gösteren ‘İran batmadı biz de batmayız’ açıklaması üzerine bir daha düşünün derim.

Bu arada Ruslar ne mi yapıyor İran konusunda? Nükleer anlaşmayla Batı’ya yeni bir kanal açmak isteyen Ruhani’nin, Trump’ın anlaşmadan çekilme ve ambargo kararından sonra dünya tarafından terk edilmişliğini, çaresizliğini (bence derin bir hazla) izliyor…

Üstelik İran, Cibril’in kanadını hiç yakmadı…