MEHMET ŞAHAN yazdı… 

Dostları ona “minik” diye hitap ederdi ama Zaman’ın en irikıyım babayiğitlerindendi Harun Çümen. 4 Mart 1975’te İstanbul Bayrampaşa’da doğan Çümen, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nü bitirdi. 1996’da  üniversite öğrencisi iken, lise arkadaşı (eski gazeteci) Onur Kaya’nın tavsiyesi ile Zaman’da stajyer olarak başladı. Mesleğinde muhabirlik, editörlük, sorumlu yazı işleri müdürlüğü gibi görevlerde çalıştı. Harun’un mesai anlayışı olmazdı hiç; iş ne zaman biter, Harun o zaman gider. Hatta gazetede gecelediği gün sayısı az değildi. Abartı derecesinde “İşin hakkını verebiliyor muyum?” diye kendini sorgulardı hep.

21 yıl çalıştığı Zaman’a doğum günü olan 4 Mart’ta (2016) kayyım atandı ve o gün severek yaptığı işinden ayrılmak zorunda kaldı. İşsiz kaldığı dönemde, borcunu beş senede ödeyebildiği kendi otomobiliyle kapı kapı dolaşıp büyük bir kısmı gıda (süt, peynir, zeytin, zeytinyağı vs.) olmak üzere ticaret yaparak ailesini geçindirmeye çalıştı. Bu arada yazı işleri müdürlüğünden dolayı sayısını saymaktan bıktığı şahsına karşı açılan (80 civarı) davalarla uğraştı. Toplamda 31 ay olmak üzere üçünden ertelemeli hapis cezası aldı. Bu davalardan kendisine karşı manevi tazminat cezalarının verilmesi de işin cabası oldu. Zaten evini zor geçindirir, ev kirasını zor öderken dağ gibi dosyalara tek başına ümitle göğüs gerdi ve ailesine hiçbir şey hissettirmemeye çalıştı.

Harun bir ara o zamanlar İMKB olarak anılan Borsa İstanbul’da borsa analizleri yaptı ve bir seneden fazla orada masası vardı. Senesini hatırlamamakla beraber kendisine iş teklifi de yapıldı. Maaş olarak Zaman’da kazandığının 2-3 katını alacaktı ama saygı duyduğu genel müdürü “Seninle ilgili planlarım var, gitme” deyince teklifi geri çevirdi.

Hem ekonomi sayfalarının editör yardımcılığı, hem daha sonraki birinci sayfa editörlüğü ve akabinde sorumlu yazı işleri müdürlüğü kendisini fazlasıyla ‘aile’den hissettirdi. Gitmesiyle sanki takım bozulacaktı ve mesai arkadaşlarını yarı yolda bırakacaktı. Cem Yılmaz’ın reklam filmindeki ‘tamamen duygusal’ kavramı, Harun’da ‘harbiden duygusal’dı. Zaten harbi adamdır Harun.

YİNE BİR 4 MART…

Ve o gün, birilerine yardımcı olayım derken, yine doğum günü olan 4 Mart 2018’de ‘üyelik’ şüphesiyle gözaltına alındı. Gözaltına alındığında polis merkezinde onu karşılayan polislerin ilk tepkisi şu cümle olmuş: “21 yıl Zaman gazetesinde çalışmışsın, işin zor.” (Çeyrek yüzyıl Zaman’da yazan Hüseyin Gülerce için polislerin hükmü ne olurdu acaba?)

Harun, 7 Mart 2018’de tutuklandı. Evli, 1 buçuk, 7 ve 15 yaşlarında üç kızı; 20 yaşında bir oğlu olan Çümen’in iddianamesi gözaltına alındıktan tam 227 gün sonra hazırlandı. Bu konuda bol miktarda haksızlık, adaletin hiç de adil olmaması, dostların (!) vefasızlığı, aile bireylerinin perişan halleri, arkadaşlarının çaresizliği gibi hususlar dile getirilebilir; ama kime, ne fayda? Yaşanacaklar varmış ve herkes kendine biçilen kesiti yaşıyor. Sonlu bir âlemde sonsuz eziyet yok, tesellimiz bu. Üzücü olan, ömürden giden aylar, yavrularının büyümesine şahit olamamak ve en çok da 7 yaşındaki kızının süreçten çok etkilenmiş olması. Babasına çok düşkün olan minik kızın açık görüşlere gittiği zaman, süre bitip de gardiyanlar babasını çağırdığında bağıra bağıra ağlayıp ‘minik’ babasının boynuna atlaması bile insanı kahretmeye yetiyor. Yakın zamanda öğretmeni, anne ve baba ile beraber yapılmak üzere bir ödev verince eve hüngür hüngür ağlayarak gelmiş yavrucak.

Harun Çümen çok zorluklar atlattı, atlatmaya da devam ediyor. Bir yerlere gelebilmeleri için gece gündüz gayret sarf ettiği dostlarının vefasızlığı mı dersiniz, canından çok sevdiği akrabalarının sırt çevirmesi mi, daha yaşına basmamış son göz ağrısı bebeğinden ayrı kalması mı… Sayacak çok şey var. Ama onun inancı ve ümidi her şeyin üstesinden gelecektir. O yine çevresinde şahit olduğu hastaya, öğrenciye, fakire, bilumum muhtaçlara yardıma koşacaktır. En zor dönemlerinde selamı sabahı kesenlere yine kendisi selam verecek ve hayata kaldığı yerden, hiçbir zaman yitirmediği ümidiyle devam edecektir.